24 Mart Dünya Tüberküloz Günü
28 Mart 2022

       Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından, küresel tüberküloz (verem) epidemisinin yarattığı sağlık, toplumsal ve ekonomik sonuçlara ve hastalığın önlenmesine ve ortadan kaldırılmasına yönelik çabalara dikkat çekmek amacıyla her yılın 24 Mart günü “Dünya Tüberküloz Günü” olarak kutlanmaktadır. 24 Mart günü; Robert Koch tarafından 1882 yılında hastalık etkeni olan tüberküloz basilini keşfettiğini ilan ettiği gün olarak anılmaktadır.

       Tüberküloz hastalığı dünyada COVID-19 hastalığından sonra en fazla ölüme yol açan ikinci bulaşıcı hastalıktır. Tüberküloz hastalığı önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olmasına rağmen her yıl tüm dünyada yaklaşık 30 bin kişinin hastalığa yakalanmakta 4100 kişi de hastalık nedeniyle ölmektedir. Dünya nüfusunun dörtte birinin tüberküloz basiliyle enfekte olduğu tahmin edilmektedir. Bu kişilerin %5-15’inde ise hastalık gelişmektedir. Tüberküloz HIV hastalığı olan kişilerin önde gelen ölüm nedenlerindendir. Aynı zamanda antimikrobiyal direncine katkıda bulunan başlıca nedenler arasındadır.

       2020 yılında ise COVID-19 pandemisinin de etkisiyle tüm dünyada 10 milyon kişinin tüberküloz hastalığına yakalandığı 1,5 milyon kişinin hastalık nedeniyle öldüğü bildirilmiştir.

Tüberküloz hastalığına Mycobacterium tuberculosis adlı bir bakteri neden olur. Hastalık sıklıkla akciğerleri etkiler. Hastalık, akciğer tüberkülozu olan kişilerin öksürük, hapşırık ya da tükürüğü aracılığıyla hava yoluyla bulaşır. 

       Tüberküloz kontrolünün amacı yeni vakaların ortaya çıkışını önlemek, hastalara erken tanı ve tedavi olanağı sağlamak, ölümleri önlemek, ilaç direncinin gelişmesini ve dirençli basil bulaşmasını önlemek, dirençli vakaların erken tanı ve etkili tedavi ile iyileştirmektir. Tüberkülozdan korunma yolları, bulaştırıcı hastaların tedavisi, koruyucu ilaç tedavisi, bulaşın önlenmesi ve BCG aşısı uygulamasıdır.

       Bacille Calmette-Guerin (BCG) aşısı M.bovis suşu içeren canlı attenüe bir aşı olup bakteriyolog Leon Charles Albert Calmette ve veteriner Jean Marie Camille Guerin isimli iki Fransız bilim adamı tarafından 1921 yılında üretilmiştir. BCG aşısı şimdiye dek dört milyardan fazla kişiye uygulanmıştır. BCG aşısı hastalıktan ziyade hastalığa bağlı olarak gelişecek milier tüberküloz ve menenjitinden korur.

       Türkiye’de tüberküloz kontrolünün ilk kurumu olarak Dr. Behçet Uz tarafından 18 Şubat 1923’te İzmir’de Veremle Mücadele Cemiyeti Hayriyesi’nin kurulduğu bilinmektedir. 1923 yılında ilk Verem Savaş Dispanseri İstanbul’da açılmıştır. 

       Türkiye’de BCG aşısı, 1931 yılında İstanbul Hıfzıssıhha Müdürlüğü tarafından çocuklara ağız yolu ile verilmeye başlamıştır. Enjeksiyon uygulaması 1952 yılında dört doz olarak başlamıştır. 1970’li yılların ortalarına kadar BCG Aşısı kampanyaları şeklinde sürdürülmüştür. 1997 yılında iki doz uygulamasına, 2006 yılında ise tek doz uygulamasına geçilmiştir. Çocukluk Çağı Ulusal Aşı Takvimi’nde BCG aşısı halen 2. ayda tek doz olarak uygulanmaktadır.

       Ülkemizde ve ilimizde tüberküloza yönelik tanı ve tedavi hizmetleri tüm sağlık kuruluşlarında ücretsizdir. Tüberküloz ve dirençli tüberküloz hastalarının tedavisinde kullanılan birinci ve ikinci seçenek ilaçlar Bakanlığımız tarafından temin edilerek ücretsiz olarak sağlık kuruluşlarına ve hastalarımıza ulaştırılmaktadır.

       Hastaların tedavisini düzenli olarak sürdürmek ve tamamlanmasını sağlamak amacıyla 2006 yılından beri DSÖ’nün önerdiği Doğrudan Gözetimli Tedavi (DGT) uygulanmaktadır. DGT hastanın ilaçlarını doğru ve tam olarak içtiğinden emin olabilmek için her doz ilacın bir sağlık personelinin veya başka bir görevlinin gözetiminde içirilmesidir. Her gün sağlık kuruluşuna gelemeyen hastalar için iletişim teknolojisindeki gelişmelerden faydalanarak hastanın ilacını içerken bir sağlık çalışanına görüntülü bağlanması veya ilaç içmesini kaydedip video yollaması şeklinde uygulanan Video Gözetimli DGT de ülkemizde uygulanmaya başlanmıştır.

      Tüberküloz hastalarının tedavilerinin uzun sürmesi, tedavi süresince işgücü kaybına uğramaları gibi nedenlerle hastalar ve aileleri psiko-sosyal desteğe ve maddi yardıma ihtiyaç duymaktadırlar.  Bu kapsamda Bakanlığımız ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasında bir protokol imzalanarak ekonomik ve sosyal güçlükler yaşayan hastalara 2018 yılı Ocak ayından itibaren düzenli aylık nakdi sosyal yardım verilmeye başlanmıştır. Aynı zamanda tıbbi öz bakım gerektiren ve evdeki yaşam koşullarının yetersiz olduğu durumlarda ilave destek ödemesi sağlanabilmektedir. Dünyada ilk ve tek olan bu uygulama, DSÖ tarafından İyi Uygulama Örneği olarak gösterilmektedir.

 

 

 

                                                                                                                               Dr. Sedat KAVAS

                                                                                                                            Uşak İl Sağlık Müdürü